سُورَةُ الغَاشِيَةِ

Gâşiye Suresi

88. sure · 26 ayet · Mekkî

📖 Mushafta aç 592. sayfa
Gâşiye Suresi hakkında göster

Adının anlamı: Sûre, adını birinci âyetteki “el-Gâşiye”kelimesinden almıştır. Ğâşiye, kaplayıp bürüyen demektir.

Mekke döneminde inmiştir. 26 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “el-Gâşiye”kelimesinden almıştır. Ğâşiye, kaplayıp bürüyen demektir.

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı — özgün sayfa ↗

1 ↗

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ

O kıyametin haberi sana geldi mi?

2 ↗

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ

O gün kimi yüzleri zillet kaplamıştır.

3 ↗

عَامِلَةٌۭ نَّاصِبَةٌۭ

Bitkin ve yorgun.

4 ↗

تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةًۭ

Kızgın bir ateşe girerler.

5 ↗

تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍۢ

Kendilerine kaynar su pınarından içirilir.

6 ↗

لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍۢ

Onlar için kuru, dikenli bir bitkiden başka yiyecek yoktur.

7 ↗

لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍۢ

O da ne besler ne de açlığı giderir.

8 ↗

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاعِمَةٌۭ

O gün kimi yüzler de mutludur.

9 ↗

لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌۭ

Yaptıklarından dolayı memnundurlar.

10 ↗

فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ

Yüksek bir bahçededirler.

11 ↗

لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةًۭ

Orada boş söz işitmezler.

12 ↗

فِيهَا عَيْنٌۭ جَارِيَةٌۭ

Orada akan bir pınar vardır.

13 ↗

فِيهَا سُرُرٌۭ مَّرْفُوعَةٌۭ

Orada yüksek tahtlar, önlerine konmuş kadehler, sıra sıra dizilmiş yastıklar, serilmiş değerli halılar vardır.

14 ↗

وَأَكْوَابٌۭ مَّوْضُوعَةٌۭ

Orada yüksek tahtlar, önlerine konmuş kadehler, sıra sıra dizilmiş yastıklar, serilmiş değerli halılar vardır.

15 ↗

وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌۭ

Orada yüksek tahtlar, önlerine konmuş kadehler, sıra sıra dizilmiş yastıklar, serilmiş değerli halılar vardır.

16 ↗

وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ

Orada yüksek tahtlar, önlerine konmuş kadehler, sıra sıra dizilmiş yastıklar, serilmiş değerli halılar vardır.

17 ↗

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ

Peki insanlar devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?

18 ↗

وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ

Peki insanlar devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?

19 ↗

وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ

Peki insanlar devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?

20 ↗

وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ

Peki insanlar devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?

21 ↗

فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌۭ

Artık sen öğüt ver, çünkü sen ancak bir uyarıcısın.

22 ↗

لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ

Onların üstünde egemen bir zorba değilsin.

23 ↗

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ

Ancak kim yüz çevirir ve inkâr ederse,

24 ↗

فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ

Allah onu en büyük azapla cezalandırır.

25 ↗

إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ

Kuşkusuz onların dönüşü ancak bizedir.

26 ↗

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم

Daha sonra onları sorgulamak da ancak bize aittir.

Meal: Kur'an Yolu Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı. Ses: Mişari Râşid el-Afâsî.