Âhiret Hayatı

Kıyamet ile İlgili Âyetler

Kıyametin kopuşu ve o günün dehşeti.

36 âyet

Hac Suresi, 1. âyet 22:1 · 17. cüz

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ ۚ إِنَّ زَلْزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌۭ

yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbeküm. inne zelzelete-ssâ`ati şey'ün `ażîm.

Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kıyamet sarsıntısı gerçekten büyük bir olaydır.

Hac Suresi, 2. âyet 22:2 · 17. cüz

يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّآ أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٌۭ

yevme teravnehâ teẕhelü küllü mürḍi`atin `ammâ erḍa`at vetede`u küllü ẕâti ḥamlin ḥamlehâ vetera-nnâse sükârâ vemâ hüm bisükârâ velâkinne `aẕâbe-llâhi şedîd.

Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutacak, her gebe kadın karnındaki çocuğu düşürecektir. Ve insanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi göreceksin; çünkü Allah’ın azabı (kıyametin dehşeti) çok çetindir!

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ

lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.

Sandıkları gibi değil, kıyamet gününe yemin ederim!

وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ

velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.

Öyle değil, kendini kınayan nefse yemin ederim!

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ

eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.

İnsan, kemiklerini toplayıp birleştiremeyeceğimizi mi sanıyor?

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ

belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.

Evet, parmaklarına varıncaya kadar yeniden yapmaya gücümüz yeter.

بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ

bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.

Fakat insanoğlu önündeki zaman içinde de günah işlemeye (bugünden) istekli durur.

يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ

yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.

“Kıyamet günü ne zamanmış?” diye soruyor.

فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ

feiẕâ beriḳa-lbeṣar.

Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman;

وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ

veḫasefe-lḳamer.

Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman;

وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ

vecümi`a-şşemsü velḳamer.

Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman;

يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ

yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr.

İşte o gün insan “Kaçacak yer var mı?” diyecektir.

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ

ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr.

O gün varıp durulacak yer sadece rabbinin huzurudur.

يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar.

O gün insana yaptığı ve yapmadığı her şey hakkında bilgi verilecektir.

بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ

beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.

Artık insan, mazeretlerini sayıp dökse de kendine kendisi tanıktır.

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

velev elḳâ me`âẕîrah.

Artık insan, mazeretlerini sayıp dökse de kendine kendisi tanıktır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا

iẕâ zülzileti-l'arḍu zilzâlehâ.

Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında;

وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا

veaḫraceti-l'arḍu eŝḳâlehâ.

Ve yer ağırlıklarını dışarı attığında;

وَقَالَ ٱلْإِنسَٰنُ مَا لَهَا

veḳâle-l'insânü mâ lehâ.

Ve insan, “Ne oluyor buna!” dediğinde;

يَوْمَئِذٍۢ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا

yevmeiẕin tüḥaddiŝü aḫbârahâ.

O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır.

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا

bienne rabbeke evḥâ lehâ.

O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır.

يَوْمَئِذٍۢ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًۭا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَٰلَهُمْ

yevmeiẕiy yaṣdüru-nnâsü eştâtel liyürav a`mâlehüm.

İşte o gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar halinde çıkarlar.

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًۭا يَرَهُۥ

femey ya`mel miŝḳâle ẕerratin ḫayray yerah.

Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür.

وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۢ شَرًّۭا يَرَهُۥ

vemey ya`mel miŝḳâle ẕerratin şerray yerah.

Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.

Kâria Suresi, 1. âyet 101:1 · 30. cüz

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْقَارِعَةُ

elḳâri`ah.

O dehşetli ses!

Kâria Suresi, 3. âyet 101:3 · 30. cüz

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ

vemâ edrâke me-lḳâri`ah.

Nedir o dehşetli ses, bilir misin?

Kâria Suresi, 4. âyet 101:4 · 30. cüz

يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ

yevme yekûnü-nnâsü kelferâşi-lmebŝûŝ.

O gün insanlar sağa sola dağılmış kelebekler gibi olur.

Kâria Suresi, 5. âyet 101:5 · 30. cüz

وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ

vetekûnü-lcibâlü kel`ihni-lmenfûş.

Dağlar da atılmış renkli yüne dönüşür.

Kâria Suresi, 6. âyet 101:6 · 30. cüz

فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ

feemmâ men ŝeḳulet mevâzînüh.

Kimin tartılan amelleri ağır gelirse,

Kâria Suresi, 7. âyet 101:7 · 30. cüz

فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ

fehüve fî `îşetir râḍiyeh.

İşte o mutlu bir hayat içinde olur.

Kâria Suresi, 8. âyet 101:8 · 30. cüz

وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ

veemmâ men ḫaffet mevâzînüh.

Amelleri hafif olana gelince,

Kâria Suresi, 9. âyet 101:9 · 30. cüz

فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌۭ

feümmühû hâviyeh.

Onu kucaklayacak olan hâviyedir.

Kâria Suresi, 10. âyet 101:10 · 30. cüz

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ

vemâ edrâke mâ hiyeh.

O nedir, bilir misin?

Âhiret Hayatı bölümündeki diğer konular

Buradaki âyetler bu konunun başlıca örnekleridir, tamamı değildir. Konu ile âyet eşleştirmesi elle yapılmıştır; meâl Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Yolu meâlidir. Bir âyetin tam olarak ne dediğini anlamak için tefsirine bakmak gerekir; her sûrenin başında tefsir bağlantısı verilmiştir.

Paylaş:

← Konu Fihristi · Gelişmiş Arama · Sûreler