Âhiret Hayatı
Kıyamet ile İlgili Âyetler
Kıyametin kopuşu ve o günün dehşeti.
36 âyet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ ۚ إِنَّ زَلْزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌۭ
yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbeküm. inne zelzelete-ssâ`ati şey'ün `ażîm.
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kıyamet sarsıntısı gerçekten büyük bir olaydır.
يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّآ أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٌۭ
yevme teravnehâ teẕhelü küllü mürḍi`atin `ammâ erḍa`at vetede`u küllü ẕâti ḥamlin ḥamlehâ vetera-nnâse sükârâ vemâ hüm bisükârâ velâkinne `aẕâbe-llâhi şedîd.
Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutacak, her gebe kadın karnındaki çocuğu düşürecektir. Ve insanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi göreceksin; çünkü Allah’ın azabı (kıyametin dehşeti) çok çetindir!
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.
Sandıkları gibi değil, kıyamet gününe yemin ederim!
وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.
Öyle değil, kendini kınayan nefse yemin ederim!
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.
İnsan, kemiklerini toplayıp birleştiremeyeceğimizi mi sanıyor?
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.
Evet, parmaklarına varıncaya kadar yeniden yapmaya gücümüz yeter.
بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.
Fakat insanoğlu önündeki zaman içinde de günah işlemeye (bugünden) istekli durur.
يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.
“Kıyamet günü ne zamanmış?” diye soruyor.
فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
feiẕâ beriḳa-lbeṣar.
Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman;
وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
veḫasefe-lḳamer.
Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman;
وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
vecümi`a-şşemsü velḳamer.
Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman;
يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr.
İşte o gün insan “Kaçacak yer var mı?” diyecektir.
كَلَّا لَا وَزَرَ
kellâ lâ vezer.
Hayır, sığınacak bir yer yoktur!
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr.
O gün varıp durulacak yer sadece rabbinin huzurudur.
يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar.
O gün insana yaptığı ve yapmadığı her şey hakkında bilgi verilecektir.
بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ
beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.
Artık insan, mazeretlerini sayıp dökse de kendine kendisi tanıktır.
وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
velev elḳâ me`âẕîrah.
Artık insan, mazeretlerini sayıp dökse de kendine kendisi tanıktır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
iẕâ zülzileti-l'arḍu zilzâlehâ.
Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında;
وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا
veaḫraceti-l'arḍu eŝḳâlehâ.
Ve yer ağırlıklarını dışarı attığında;
وَقَالَ ٱلْإِنسَٰنُ مَا لَهَا
veḳâle-l'insânü mâ lehâ.
Ve insan, “Ne oluyor buna!” dediğinde;
يَوْمَئِذٍۢ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا
yevmeiẕin tüḥaddiŝü aḫbârahâ.
O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır.
بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا
bienne rabbeke evḥâ lehâ.
O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır.
يَوْمَئِذٍۢ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًۭا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَٰلَهُمْ
yevmeiẕiy yaṣdüru-nnâsü eştâtel liyürav a`mâlehüm.
İşte o gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar halinde çıkarlar.
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًۭا يَرَهُۥ
femey ya`mel miŝḳâle ẕerratin ḫayray yerah.
Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür.
وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۢ شَرًّۭا يَرَهُۥ
vemey ya`mel miŝḳâle ẕerratin şerray yerah.
Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْقَارِعَةُ
elḳâri`ah.
O dehşetli ses!
مَا ٱلْقَارِعَةُ
me-lḳâri`ah.
O ne dehşetli ses!
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ
vemâ edrâke me-lḳâri`ah.
Nedir o dehşetli ses, bilir misin?
يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ
yevme yekûnü-nnâsü kelferâşi-lmebŝûŝ.
O gün insanlar sağa sola dağılmış kelebekler gibi olur.
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ
vetekûnü-lcibâlü kel`ihni-lmenfûş.
Dağlar da atılmış renkli yüne dönüşür.
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ
feemmâ men ŝeḳulet mevâzînüh.
Kimin tartılan amelleri ağır gelirse,
فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ
fehüve fî `îşetir râḍiyeh.
İşte o mutlu bir hayat içinde olur.
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ
veemmâ men ḫaffet mevâzînüh.
Amelleri hafif olana gelince,
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌۭ
feümmühû hâviyeh.
Onu kucaklayacak olan hâviyedir.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ
vemâ edrâke mâ hiyeh.
O nedir, bilir misin?
نَارٌ حَامِيَةٌۢ
nârun ḥâmiyeh.
Yakıp kavuran bir ateş!
Âhiret Hayatı bölümündeki diğer konular
Buradaki âyetler bu konunun başlıca örnekleridir, tamamı değildir. Konu ile âyet eşleştirmesi elle yapılmıştır; meâl Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Yolu meâlidir. Bir âyetin tam olarak ne dediğini anlamak için tefsirine bakmak gerekir; her sûrenin başında tefsir bağlantısı verilmiştir.