سُورَةُ الرَّحۡمَٰن

Rahmân Suresi

55. sure · 78 ayet · Medenî

📖 Mushafta aç 531. sayfa
Rahmân Suresi hakkında göster

Adının anlamı: Sûre, adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır.

Mekke döneminde inmiştir. 78 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın nimetleri, birliğini ve kudretini gösteren kâinat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir.

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı — özgün sayfa ↗

1 ↗

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلرَّحْمَٰنُ

Rahmân Kur'an'ı öğretti.

2 ↗

عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ

Rahmân Kur'an'ı öğretti.

3 ↗

خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ

İnsanı yarattı.

4 ↗

عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ

Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.

5 ↗

ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۢ

Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.

6 ↗

وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ

Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.

7 ↗

وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ

Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.

8 ↗

أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ

Ölçüde haddi aşmayın.

9 ↗

وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ

Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.

10 ↗

وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ

Allah yeri yaratıklar için var etti.

11 ↗

فِيهَا فَٰكِهَةٌۭ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ

Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

12 ↗

وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ

Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

13 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

14 ↗

خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍۢ كَٱلْفَخَّارِ

Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.

15 ↗

وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍۢ مِّن نَّارٍۢ

"Cin" i de yalın bir ateşten yarattı.

16 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

17 ↗

رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ

O iki doğunun ve iki batının Rabbidir.

18 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

19 ↗

مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ

(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.

20 ↗

بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌۭ لَّا يَبْغِيَانِ

(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.

21 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

22 ↗

يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ

O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.

23 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

24 ↗

وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ

Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.

25 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

26 ↗

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۢ

Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.

27 ↗

وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ

Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.

28 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

29 ↗

يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍۢ

Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır.

30 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

31 ↗

سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ

Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!

32 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

33 ↗

يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَٰنٍۢ

Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

34 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

35 ↗

يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌۭ مِّن نَّارٍۢ وَنُحَاسٌۭ فَلَا تَنتَصِرَانِ

Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

36 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

37 ↗

فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةًۭ كَٱلدِّهَانِ

Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)

38 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

39 ↗

فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌۭ وَلَا جَآنٌّۭ

İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.

40 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

41 ↗

يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ

Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.

42 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

43 ↗

هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ

İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.

44 ↗

يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍۢ

Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.

45 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

46 ↗

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ

Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.

47 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

48 ↗

ذَوَاتَآ أَفْنَانٍۢ

İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.

49 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

50 ↗

فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ

İçlerinde akan iki pınar vardır.

51 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

52 ↗

فِيهِمَا مِن كُلِّ فَٰكِهَةٍۢ زَوْجَانِ

İkisinde de her meyveden çift çift vardır.

53 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

54 ↗

مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍۢ ۚ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍۢ

Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.

55 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

56 ↗

فِيهِنَّ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌۭ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّۭ

Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.

57 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

58 ↗

كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ

Onlar sanki yakut ve mercandır.

59 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

60 ↗

هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَٰنُ

İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.

61 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

62 ↗

وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ

Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.

63 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

64 ↗

مُدْهَآمَّتَانِ

O iki cennet koyu yeşil renktedir.

65 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

66 ↗

فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ

İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.

67 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

68 ↗

فِيهِمَا فَٰكِهَةٌۭ وَنَخْلٌۭ وَرُمَّانٌۭ

İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

69 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

70 ↗

فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌۭ

Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.

71 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

72 ↗

حُورٌۭ مَّقْصُورَٰتٌۭ فِى ٱلْخِيَامِ

Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.

73 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

74 ↗

لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌۭ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّۭ

Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.

75 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

76 ↗

مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍۢ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍۢ

Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).

77 ↗

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

78 ↗

تَبَٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ

Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.

Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı. Ses: Mişari Râşid el-Afâsî.