سُورَةُ النَّازِعَاتِ

Nâziât Suresi

79. sure · 46 ayet · Mekkî

📖 Mushafta aç 583. sayfa
Nâziât Suresi hakkında göster

Adının anlamı: Sûre, adını birinci âyetteki “en-Nâzi’ât”kelimesinden almıştır. Nâzi’ât burada, “ruhları çekip alan melekler” demektir.Sûrede başlıca, tevhit, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuedilmektedir.

Mekke döneminde inmiştir. 46 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “en-Nâzi’ât”kelimesinden almıştır. Nâzi’ât burada, “ruhları çekip alan melekler” demektir.Sûrede başlıca, tevhit, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuedilmektedir.

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı — özgün sayfa ↗

1 ↗

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا

Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,

2 ↗

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا

Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,

3 ↗

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا

Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,

4 ↗

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا

Derken, öne geçenlere,

5 ↗

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا

Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz).

6 ↗

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.

7 ↗

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.

8 ↗

قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ

O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

9 ↗

أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ

Onların gözleri (korku ile) inecektir.

10 ↗

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisingeriye eski halimize mi döndürüleceğiz?"

11 ↗

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ

"Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?"

12 ↗

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ

"Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür" dediler.

13 ↗

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ

Halbuki o, bir haykırıştan (sûr'un üfürülmesinden) ibarettir.

14 ↗

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

15 ↗

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

(Ey Muhammed!) Mûsâ'nın haberi sana geldi mi?

16 ↗

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

Hani, Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde şöyle seslenmişti:

17 ↗

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."

18 ↗

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

"Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?

19 ↗

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

Seni Rabbine ileteyim de ona karşı derinden saygı duyup korkasın!"

20 ↗

فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

Derken Mûsâ O'na en büyük mucizeyi gösterdi.

21 ↗

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Fakat o, Mûsâ'yı yalanladı ve isyan etti.

22 ↗

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

Sonra sırt dönüp koşarak gitti.

23 ↗

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

24 ↗

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

"Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.

25 ↗

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı.

26 ↗

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ

Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

27 ↗

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.

28 ↗

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir.

29 ↗

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

30 ↗

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Ardından yeri düzenleyip döşedi.

31 ↗

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

Ondan suyunu ve merasını çıkardı.

32 ↗

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

33 ↗

مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

34 ↗

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

35 ↗

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

36 ↗

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

37 ↗

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

38 ↗

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

39 ↗

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

40 ↗

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

41 ↗

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

42 ↗

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.

43 ↗

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?

44 ↗

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine âittir.

45 ↗

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.

46 ↗

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.

Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı. Ses: Mişari Râşid el-Afâsî.