İman Esasları
Âhirete İman ile İlgili Âyetler
Öldükten sonra dirilme ve hesap günü.
26 âyet
كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَٰتًۭا فَأَحْيَٰكُمْ ۖ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
keyfe tekfürûne billâhi veküntüm emvâten feaḥyâküm. ŝümme yümîtüküm ŝümme yuḥyîküm ŝümme ileyhi türce`ûn.
Sizler cansız iken size O hayat verdiği halde Allah’ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, sonra diriltecek, sonra O’na götürüleceksiniz.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.
Sandıkları gibi değil, kıyamet gününe yemin ederim!
وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.
Öyle değil, kendini kınayan nefse yemin ederim!
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.
İnsan, kemiklerini toplayıp birleştiremeyeceğimizi mi sanıyor?
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.
Evet, parmaklarına varıncaya kadar yeniden yapmaya gücümüz yeter.
بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.
Fakat insanoğlu önündeki zaman içinde de günah işlemeye (bugünden) istekli durur.
يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.
“Kıyamet günü ne zamanmış?” diye soruyor.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
iẕâ zülzileti-l'arḍu zilzâlehâ.
Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında;
وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا
veaḫraceti-l'arḍu eŝḳâlehâ.
Ve yer ağırlıklarını dışarı attığında;
وَقَالَ ٱلْإِنسَٰنُ مَا لَهَا
veḳâle-l'insânü mâ lehâ.
Ve insan, “Ne oluyor buna!” dediğinde;
يَوْمَئِذٍۢ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا
yevmeiẕin tüḥaddiŝü aḫbârahâ.
O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır.
بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا
bienne rabbeke evḥâ lehâ.
O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır.
يَوْمَئِذٍۢ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًۭا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَٰلَهُمْ
yevmeiẕiy yaṣdüru-nnâsü eştâtel liyürav a`mâlehüm.
İşte o gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar halinde çıkarlar.
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًۭا يَرَهُۥ
femey ya`mel miŝḳâle ẕerratin ḫayray yerah.
Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür.
وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۢ شَرًّۭا يَرَهُۥ
vemey ya`mel miŝḳâle ẕerratin şerray yerah.
Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْقَارِعَةُ
elḳâri`ah.
O dehşetli ses!
مَا ٱلْقَارِعَةُ
me-lḳâri`ah.
O ne dehşetli ses!
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ
vemâ edrâke me-lḳâri`ah.
Nedir o dehşetli ses, bilir misin?
يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ
yevme yekûnü-nnâsü kelferâşi-lmebŝûŝ.
O gün insanlar sağa sola dağılmış kelebekler gibi olur.
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ
vetekûnü-lcibâlü kel`ihni-lmenfûş.
Dağlar da atılmış renkli yüne dönüşür.
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ
feemmâ men ŝeḳulet mevâzînüh.
Kimin tartılan amelleri ağır gelirse,
فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ
fehüve fî `îşetir râḍiyeh.
İşte o mutlu bir hayat içinde olur.
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ
veemmâ men ḫaffet mevâzînüh.
Amelleri hafif olana gelince,
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌۭ
feümmühû hâviyeh.
Onu kucaklayacak olan hâviyedir.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ
vemâ edrâke mâ hiyeh.
O nedir, bilir misin?
نَارٌ حَامِيَةٌۢ
nârun ḥâmiyeh.
Yakıp kavuran bir ateş!
İman Esasları bölümündeki diğer konular
Buradaki âyetler bu konunun başlıca örnekleridir, tamamı değildir. Konu ile âyet eşleştirmesi elle yapılmıştır; meâl Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Yolu meâlidir. Bir âyetin tam olarak ne dediğini anlamak için tefsirine bakmak gerekir; her sûrenin başında tefsir bağlantısı verilmiştir.