Uğursuzluk Ve Fal Hakkında

11 rivayet

1.

Ravi: Büreyde

Resulullah (sav) (halkın uğursuzluk çıkardığı) hiç bir şeyden uğursuzluk çıkarmazdı. Bir memur göndereceği zaman ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi ve hatta bunun neşesi yüzünde görülürdü. İsimden hoşlanmazsa bu da yüzünden belli olurdu. Bir köye girecek olsa onun da ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi, hoşlanmazsa, bu yüzünden okunurdu.

2.

Ravi: Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) hoşuna giden bir kelime işitince: ("Amin!"; "Dediğin çıksın!"; "Allah muradını versin!" ma'nasında olmak üzere): "Senin uğurunu kendi ağzından işittik!" buyururlardı.

3.

Ravi: Enes

Resulullah (sav), bir ihtiyacı görmek üzere (yola) çıktığı zaman ya raşid (uğurlar olsun) ya necih (hayırlı muvaffakiyetler) temennilerini işitmekten hoşlanırdı.

4.

Ravi: Urve İbnu Amir el-Kureşi

Resulullah (sav)'ın yanında uğursuzluktan bahsedilmişti. Buyurdular ki: "Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma)dır. (Uğursuzluk inancı) bir müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun: "Allahümme la ye'ti bi'l-hasenatı illa ente ,ve la yedfe'u's-Seyyiati illa ente vela havle ve la kuvvete illa bike. (Allahım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. (İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.)

5.

Ravi: İbnu Mes'ud

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir. (İktiyarsız kalbine uğursuzluk vehmi gelip içinde bazı şeylere karşı neferet duyan) hariç bizden kimsede bu yoktur. Lakin Allah onu tevekkülle giderir."

6.

Ravi: Enes

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ne sirayet (bulaşma), ne de uğursuzluk vardır. Benim fe'l hoşuma gider." Yanındakiler sordu: "Fe'l nedir?" "Güzel bir sözdür!" buyurdu." [Buhari'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Resulullah (sav): "Benim," dedi, "fe'l-i salih, güzel bir kelime hoşuma gider."]

Buhari, Tıbb 44, 54 Müslim, Selam 113, (2224) Ebu Davud, Tıbb 24, (3916) sahih Tirmizi, Siyer 47, (1615
7.

Ravi: Sehl İbnu Sa'd

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu."

Buhari, Cihad 47, Nikah 17 Müslim, Selam 119, (2226) Muvatta, İsti'zan 21
8.

Ravi: Cabir

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ne sirayet, ne safer, ne de gül vardır."

Müslim, Selam 109, (2222)
9.

Ravi: Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ne sirayet, ne safer ne de hame vardır!" Bunu işiten bir bedevi atılıp: "Ey Allah'ın Resulü! Öyle de, kumda geyik gibi olan develer, uyuzlu bir deve aralarına girince hepsine uyuz bulaşması nasıl oluyor?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam şu cevabı verdi: "Peki, birinciye kim sirayet ettirdi?"

Buhari, Tıbb 54 Müslim, Selam 101, (2220) Ebu Davud, Tıbb 24, (3911, 3912, 3913, 3914, 3915) sahih
10.

Ravi: Katan İbnu Kubeysa

Katan İbnu Kubeysa babası (ra)'ndan naklen anlatıyor: "Resulullah (sav) şöyle söylediğini işittim: "İyafe, tıyere, tark sihirdendir."

11.

Ravi: Enes

Bir adam dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Biz bir evdeydik, oradayken sayımız çok, malımız bol idi. Sonra bir başka eve geçtik. Burada sayımız da azaldı, malımız da." Resulullah (sav): "Burayı zemim (addederek) terkedin!" buyurdular.

Tercüme ve şerh Prof. Dr. İbrahim Canan'ın "Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi" adlı eserine aittir; telif hakları müellif ve yayıncısındadır. Metin sitemizin kendi arşivinden alınmıştır. Her rivayette kaynak künyesi gösterilir.

Kaynak: İbrahim Canan, "Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi", Akçağ Yayınları, Ankara.