1.

Ravi: İbnu Ömer

Sizin Beyda'nız, hakkında Resulullah'a iftira ettiğiniz şurasıdır. Ama, Resulullah (sav) sadece mescidin -yani Zülhuleyfe mescidinin- yanında ihrama girip telbiye getirdi. (Bir rivayette şöyle denir: "Resulullah (sav) Şecere nam mevkide devesine bindiği zaman telbiye getirdi." Nesai'nin diğer bir rivayetinde denir ki: "İbnu Ömer'e: "Seni deven kaldırdığı zaman telbiye çeker gördüm" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "Çünkü Resulullah böyle yapmıştı.")

Buhari, Hacc 20 Müslim, Hacc 23, (1186) Muvatta, Hacc 30, (1, 332) Tirmizi, Hacc 8, (818) sahih
2.

Ravi: Enes

Resulullah (sav) öğleyi kıldı. Sonra devesine bindi. Beyda tepesine çıktığı zaman telbiye getirdi. (Nesai, bir diğer rivayette şu ziyadeyi kaydetti: "Öğleyi kıldığı zaman hacc ve umre için ihrama girdi.")

Ebu Davud, Menasik 21, (1774) ihtilafli Nesai, Hacc 25, (5,127), 56, (5,162)
3.

Ravi: Ebu Cübeyr

İbnu Abbas (ra)'a a dedim ki: "Resulullah (sav)'ın, vacib kıldığı zaman, getirdiği telbiye hususunda Ashabım ihtilama doğrusu hayret ediyorum!" Bana şu cevabı verdi. "Bu meseleyi ben herkesten iyi biliyorum. Aslında Resalullah (sav) tek bir hacc yaptı. Bütün ihtilaflar bununla ilgili. Resulullah (sav) hacc maksadıyla (Medine'den) yola çıktı. Zülhuleyfe Mescidi'ne gelip iki rekatlık ihram namazını kılınca, haccı fiilen olduğu yerde başlattı. Namazı bitirince de hacc için telbiyede bulundu. İşte bu telbiyeyi bir kısım insanlar işitti. Bunu kendisinden ben de (işittim ve) hatırımda tuttum. Sonra hayvanına bindi. Devesi onu yerden kaldırınca tekrar telbiye getirdi. Bu ikinci telbiyeyi de işitenler oldu. (Her seferinde telbiyeleri) farklı kimselerin işitmesi, insanların dağınık ve hareket halinde olmalarındandır Böylece, devesi onu kaldırdığı zaman çektiği telbiyesini de yeni insanlar işitti, işte bunlar: "Resulullah (sav), devesi kaldırdığı zaman telbiye getirdi" dediler. Resulullah (sav) yoluna devam etti. Beyda tepesine çıkınca da telbiye getirdi. Bu telbiyeyi de işiten başkaları vardı. Bunlar: "Resulullah (sav) Beyda'ya çıkınca telbiye getirdi" dediler. Allah'a kasem olsun! Resulullah namazgahında haccı başlattı. Devesi kaldırdığı zaman telbiye getirdi, sonra Beyda tepesine çıkınca orada da telbiye getirdi." Said İbnu Cübeyr sözüne devamla dedi ki: İbnu Abbas'ın sözünü esas alanlar (Zülhuleyfe'deki) namazgahta iki rek'atlık ihram namazını kılar kılmaz telbiye getirdi."

4.

Ravi: Nafi'

İbnu Ömer (ra) Harem bölgesinin en yakın yerine geldi mi telbiyeyi artık bırakırdı. Sonra Zu-Tuva nam mevkide geceyi geçirir, orada sabah namazını kılar, sonra yıkanırdı ve derdi ki: "Resulullah (sav) böyle yapmıştı."

Buhari, Hacc 38, 39 Müslim, Hacc 226, (1259) Muvatta, Hacc 32, (1, 333)
6.

Ravi: İbnu Ömer

Resulullah (sav)'ı telbiye çekerken -bir rivayette mülebbiyen değil, mülebbiden demiştir- işittim şöyle diyordu: "Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyk la şerike leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'l-mülk, la şerike leke." Bu kelimelere başka ilavede bulunmuyordu.

Buhari, Hacc 26, Libas 89 Müslim, Hacc 19, (1184) Muvatta, Hacc 28, (1, 331-332) Tirmizi, Hacc 13
7.

Ravi: İbnu Ömer

Bir rivayette şu ziyade var: "Abdullah İbnu Ömer (ra) derdi ki: "(Babam) Ömer İbnu'l-Hattab (ra) bu kelimelerden ibaret olan Resulullah'ın telbiyesi ile telbiye getirir ve şunu söylerdi: "Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyk ve sa'deyk ve'l-hayru fi yedeyk. Lebbeyk, ve'r-rağbau ileyk ve'l-amel." (Ebu Davud'un diğer bir rivayetinde Hz. Cabir (ra)'den şu ziyade vardır: "Resulullah şöyle telbiye getirirdi..." dedikten sonra tıpkı İbnu Ömer'in hadisindeki gibi bir metin zikretti. Sonra Hz. Cabir'in şunu ilave ettiğini kaydetti: "insanlar telbiyeye "...Zü'l-Mearic" ve benzeri kelimeler ilave ettiler. Resulullah (sav) bunları işitti ancak hiçbir müdahelede bulunmadı." Zü'l-Mearic, Allah'ın isimlerinden biri olup "yükselme yerlerinin sahibi" "yüksek dereceler sahibi" manasına gelir.)

Nesai, Hacc 54, (5, 161)
8.

Ravi: Ebu Hüreyre

Resulullah (sav)'ın telbiyesinde "Lebbeyk ilahe'l-Hakk (Buyur! Hak olan İlah!)" tabiri de vardı.

Nesai, Hacc 54, (5, 161-162)
10.

Ravi: İbnu Abbas

Müşrikler (haccederken şu şekilde telbiyede bulunurlardı): "Lebbeyke la şeri-ke leke". Resulullah (sav) da: "Yazık size, yeter, yeter" buyururdu. Müşrikler (telbiyelerinin devamında): "Yalnız bir şerik müstesna, o senin şerikindir, sen ona da, onun malik olduğu şeylere de maliksin" derlerdi. Onlar, bunu, Kabe'yi tavaf ederken söylerlerdi.

Müslim, Hacc 22, (1185)

Tercüme ve şerh Prof. Dr. İbrahim Canan'ın "Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi" adlı eserine aittir; telif hakları müellif ve yayıncısındadır. Metin sitemizin kendi arşivinden alınmıştır. Her rivayette kaynak künyesi gösterilir.

Kaynak: İbrahim Canan, "Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi", Akçağ Yayınları, Ankara.