Namazın Kasrı (Kısaltılması)

14 rivayet

1.

Ravi: Enes

Medine'de öğle namazını Resulullah (sav) ile dört rek'at kıldık. Mekke'ye gitmek üzere yola çıkıp Zülhuleyfe'ye gelince ikindiyi iki rek'at kıldı."

Buhari, Taksiru's-Salat 5, Hacc 24, 25, 27,117,119, Cihad 104,126 Müslim, Salatu'l-Müsafirin 11, (6
2.

Ravi: Enes

Kendisinden kasru's-salat yani namazın kısaltılması hakkında sorulmuştu. Şöyle cevap verdi: "Resulullah (sav) üç millik mesafeyi veya -Ş'be'nin şekkine göre- üç fersah mesafeyi dışarı çıktı mı iki rek'at kılar."

Müslim, Salatul-Müsafirin 12, (691) Ebu Davud, Salat 271, (1201) sahih
3.

Ravi: İbnu Abbas

İmam Malik'e ulaştığına göre, İbnu Abbas (ra) Mekke-Taif arasındaki kadar, Mekke- Usfan arasındaki kadar ve keza Mekke-Cidde arasındaki kadar mesafede namazı kasrediyordu. Malik der ki: "Bu mesafeler dört berid'dir."

Muvatta, Kasru's-Salat 15, (1, 148)
4.

Ravi: İbnu Abbas

Resulullah (sav) Medine'den Mekke'ye gitmek üzere yola çıktı. Rabbulalemin'den başka hiç bir şeyden korkmuyordu. Yolda namazı ikişer ikişer (yani kasrederek) kıldı.

Tirmizi, Salat 391, (547) sahih Nesai, Taksiru's-Salat 1, (3,117)
5.

Ravi: Enes

Resulullah (sav) ile birlikte Mekke'ye gitmek üzere Medine'den çıktık. Efendimiz yolda namazları ikişer ikişer kılıyordu. Medine'ye dönünceye kadar hep böyle yaptı." Enes'e: "Mekke'de ne kadar kaldınız?" diye sorulmuştu: "Orada on gün kaldık" dedi.

Buhari, Taksir 1, Megazi 52 Müslim, Salatu'l-Müsafirin 15, (693) Ebu Davud, Salat 279, (1233) sahih
6.

Ravi: İbnu Abbas

Resulullah (Mekke'de) ondokuz gün ikamet etti ve namazları kasretti. Biz de (bundan böyle) sefer yapıp ondokuz gün ikamet ettik mi namazları hep kasrederdik, ondokuzundan fazla kaldık mı artık dörde tamamlardık. (Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde "...Onyedi gün" denmiştir. Nesai'nin bir diğer rivayetinde: "Fetih senesinde Mekke'de onbeş gün ikamet etti ve namazları bu esnada kasretti." denmiştir.)

7.

Ravi: İmran İbnu Husayn

Fetih günü, Resulullah (sav)'la birlikte Mekke'de hazır bulundum. Mekke'de onsekiz gece kaldı, bu esnada namazları hep iki kıldı. Şöyle hitabediyordu: "Ey bölge halkı! Siz bize bakmayın, dört kılın. Biz hep yolcuyuz (bu sebeple kasrederek iki kılıyoruz).

9.

Ravi: Harise İbnu Vehb

Resulullah (sav) Mina'da bize, sayıca en çok olduğumuz ve en ziyade güven içinde olduğumuz bir zamanda namazı iki rek'at kıldırdık.

Buhari, Taksir 2, Hacc 84 Müslim, Salatu'l-Müsafirin 21, (696) Ebu Davud, Hacc 77, (1965) sahih
10.

Ravi: İbnu Ömer

Resulullah (sav) Mina'da bize iki rek'at kıldırdı, arkasından Ebu Bekr de öyle kıldırdı. Ebu Bekr'den sonra Hz. Ömer ve hilafetinin başında Hz. Osman (ra) da iki kıldırdılar. Sonra Hz. Osman dört rek'atli olarak kıldırdı. İbnu Ömer imamla kılarsa dört kılardı, yalnız kılınca da iki kılardı.

Buhari, Taksiru's-Salat 2, Hacc 84 Müslim, Salatu'l-Müsafirin 17, (694) Nesai, Taksiru's-Salat 3
11.

Ravi: Osman

Anlatıldığına göre, Hz. Osman (ra) Taif de emval edinip orada ikamet etmeyi arzu ettiği zaman Mina'da dört rek'at kıldı. Sonra imamlar bununla amel ettiler.

Ebu Davud, Menasik 76, (1961-1964)
12.

Bir rivayette de şöyle denmiştir: "Hz. Osman (sonradan) bedeviler sebebiyle dört kılmıştır. Çünkü o sene pek çok bedevi hacc'a gelmişti. Namazın dört rek'at olduğunu öğretmek için halka dört rek'at kıldırdı." [Bir rivayette de şöyle denmiştir: "(Hz. Osman Mina'da dört kıldı.) Çünkü o, Hacc'tan sonra ikamete azmetmişti."]

13.

Ebu Davud'un kaydına göre İbnu Mes'ud (ra) (Mina'da) namazı dört kılmıştı. Kendisine: "Sen, (daha önce dört kıldığı için) Osman'ı ayıplamıştın, şimdi ise dört kılıyorsun!" denilmişti. (Özür beyan ederek) şu cevabı verdi: "Muhalefet zararlıdır."

14.

Ravi: Ömer

Anlatıldığma göre, Mekke'de namazı halka iki rek'at kıldırdı. Selam verince: "Ey Mekkeliler" dedi, "namazlarınızı dörde tamamlayan. Biz yolcuyuz (bu sebeple iki kıldık)."

Muvatta, Kasru's-Salat 19, (1, 149)

Tercüme ve şerh Prof. Dr. İbrahim Canan'ın "Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi" adlı eserine aittir; telif hakları müellif ve yayıncısındadır. Metin sitemizin kendi arşivinden alınmıştır. Her rivayette kaynak künyesi gösterilir.

Kaynak: İbrahim Canan, "Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi", Akçağ Yayınları, Ankara.