1.

Ravi: Enes

Resulullah (sav) bir ihtiyaç sebebiyle, kendilerine Kurra denilen yetmiş kişiyi yola çıkardı. Süleym aşiretinden Ri'l ve Zekvan adında iki kabile, Bi'r-i Ma'une (Maune Kuyusu) denilen bir suyun yanında bunların önünü kesti. Hey'et bunlara: "Biz size gelmedik. Biz Resulullah (sav)'ın bir ihtiyacı için gidiyoruz" dediler. Ancak öbürleri bunları dinlemeyip öldürdüler. Resulullah (sav) (duruma muttali olduktan sonra) sabah namazlarından sonra bir ay boyu onlara beddua etti. Bu hadise namazda kunut okumanın başlangıcı oldu. Biz kunut yapmıyorduk." Abdülaziz İbnu Süheyb der ki: "Bir zat Enes (ra)'e Kunut'tan sorarak: "Bu, rükudan sonra mı yoksa kıraatin tamamlanmasından sonra mı?" dedi. Enes: "Hayır, kıraatin bitiminde" diye cevap verdi." Bir başka rivayette (Enes şöyle) dedi: "Resulullah (sav) bir ay boyu rükudan sonra (kunut yaparak bazı Arap kabilelerine beddua etti.)"

Buhari, Vitr 7, Cengiz 41, Cizye 8, Megazi 38, Da'avat 59 Müslim, Mesacid 297-308, (677-679)
2.

Bir başka rivayette: "Resulullah (sav) sabah namazından sonra bir ay boyu kunut yaptı" denmiştir.

Buhari, Vitr 7, Cengiz 41, Cizye 8, Megazi 38, Da'avat 59 Müslim, Mesacid 297-308, (677-679)
3.

Müslim'in bir rivayetinde: "Resulullah (sav), bir ay boyu sabah namazında rükudan sonra kunut yaparak Useyye (kabilesi)ne beddua etti" denir. Buhari'nin bir rivayetinde: "Kunut, akşam ve sabah namazındaydı" denir. Ebu Davud ve Nesai'nin bir rivayetinde: "Bir ay kunut yaptı sonra terketti" denir.

Buhari, Vitr 7, Cengiz 41, Cizye 8, Megazi 38, Da'avat 59 Müslim, Mesacid 297-308, (677-679)
4.

Ravi: İbnu Abbas

Resulullah (sav) tam bir ay boyu, hiç aralık vermeden her namazın peşinde, öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarında Kunut yaptı. Şöyle ki: Son rek'at'te semiallahu li-men hamideh deyince Süleym aşiretinden Ri'l, Zekvan, Useyye kabilelerine beddua ediyor, namazda kendine uyanlar da amin diyorlardı.

5.

Ravi: Hufaf İbnu İma el-Gıfari

Resulullah (sav) rüku'ya gitti, sonra başını kaldırdı ve "Gıfar kabilesini Allah mağfiret etsin. Eşlem kabilesine Allah selamet versin. Useyye Allah'a ve Resulüne isyan etmiştir. Allahım, Beni Lihyan'a lanet et. Ri'l ve Zekvan'a da lanet et" deyip secdeye gitti.

Müslim, Mescid 308, (679)
6.

Ravi: İbnu Ömer

Resulullah (sav)'ın sabah namazının son rekatinin rükusundan başını kaldırınca semi'allahu limen-hamideh Rabbena ve leke'l-hamd dedikten sonra şöyle söylediğini işitmiştir: "Allahım falancaya falancaya lanet et, Allah Teala Hazretleri bunun üzerine şu mealdeki ayeti indirdi: "(Kullarımın) işinden hiçbir şey sana ait değildir. (Allah) ya onların tevbesini kabul eder, yahud onları, kendileri zalim (kimse)ler oldukları için, azablandırır" (Al-i İmran 128).

Buhari, Tefsir, Al-i İmran 9, Megazi 21, İ'tisam 17 Tirmizi, Tefsir Al-i İmran (3007) sahih Nesai, İftit
7.

Ravi: Hasan Basri

Ömer İbnu'l-Hattab (ra), halkı, Übeyy İbnu Ka'b üzerinde topladı. O, bunlara ramazanda yirmi gece namaz kıldırdı. Bu esnada (vitirlerde) sadece son yarıda kunut yaptı, daha önce hiç kunut yapmadı. Son on kalınca cemaate gelmedi, teravihi evinde kıldı. Halk: "Übeyy (cemaatten) kaçtı" dedi.

8.

Ravi: Hasan İbnu Ali İbnu Ebi Talib

Resulullah (sav) bana vitirde okuduğum bir dua öğretti. Şöyle ki: "Allahım! Beni hidayet verdiklerinden kıl, afiyet verdiklerinden eyle, Beni, işlerini üzerine aldıkların arasına koy. (Ömür, mal, ilim, v.s.'den) verdiklerini hakkımda mübarek kıl. Vukuuna hükmettiğin şerlerden beni koru. Sen dilediğin hükmü verirsin, kimse seni mahkum edemez. Sen kimin işini üzerine aldıysan o zelil olmaz. Rabbimiz! Sen münezzehsin, muallasın."

9.

Ravi: Ali

Resulullah (sav) vitrinin sonunda şunu okurdu: "Allahım! Senin gadabından rızana sığınırım, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana (layık olduğun) senayı saymaya gücüm yetmez. Sen, kendini sena ettiğin gibisin"

Tercüme ve şerh Prof. Dr. İbrahim Canan'ın "Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi" adlı eserine aittir; telif hakları müellif ve yayıncısındadır. Metin sitemizin kendi arşivinden alınmıştır. Her rivayette kaynak künyesi gösterilir.

Kaynak: İbrahim Canan, "Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi", Akçağ Yayınları, Ankara.